Bizi Affet Ümran !

O resmi gördüğümde önce çok fazla hissedememiştim. Ancak birkaç twitter mesajında daha gördüğümde, Ümran’ın o tozdan görülmeyen yüzündeki, gözlerindeki o korku ile karışık ne olduğunu anlayamamış bakışını gördüm.

Aman Allahım! Bu nasıl bir iştir? Bu ne kalleşliktir? Bu nasıl bir insanlık, bu nasıl bir kalp, bu nasıl bir vicdandır? Vicdanı olan, yüreğinde az da olsa bir sevgi kırıntısı olan kişinin bu görüntüyü görüp de gözlerinden yaşlar gelmemesi mümkün mü? 

Bu olayın tam görüntülerini bulup izledim, izlerken artık gözlerim dolmuyordu, çünkü gözlerimdeki yaşlar artık kapakları açılmış bir barajdan bırakılan sular gibi akıp gidiyordu. Kucağa alınıp ambulanstaki koltuğa oturtulmuştu Ümran. Hemen denklanşör sesleri gelmeye başlamıştı, nereye, ne tarafa bakacağını şaşırmış bir şekilde öylece kımıldamadan duruyordu Ümran!

Bir ara, eli yüzüne gider oldu, önce gözlerinin kenarlarındaki tozları açmaya çalışıyordu Ümran, arkasında; başının sol tarafına gitti eli, şöyle bir süpürdü yüzünü ve eline baktı. O da ne? Normal bir zamanda böyle bir görüntüyü görseydi; 3-4 yaşındaki bir çocuğun kıyameti koparması ve avazı çıktığı kadar ağlaması gerekirdi. Ancak Ümran; hepimize ders verir gibi; önce anlayamadığı elindeki kırmızı ile karışık toprak ve kire baktı, ama karşıdaki amcalar ellerinde fotoğraf makinaları ile devamlı olarak O’nun resmini çekiyorlardı. Önce saklamak istedi elini, hatta bir ara silmek için oturduğu koltuğun kenarına götürdü, ancak o zaman da koltuğu elinin kanı ve kiri ile kirletirse, belki de kendine kızarlar diye korktu Ümran.

Ümran! Ah Ümran! Hepimizin yüreğini dağladın Ümran. Tıpkı Soma’daki maden ocağında kurtarılan maden işçisinin sedye kirlenmesi diye ayağındaki kirli çizmeleri saklaması, sedyeye dokundurmaktan çekindiğinden üzerine çıkmak istememesi gibi, Ümran da o yaşadığı şok anında bile; koltuğu kirlettiler diye kendisine kızacağını düşündü.

Annesi yok, babası yok, kimsecikler yoktu, ambulansın içinde tek başına karşısında fotoğraf ve video çeken “ABİ”lerle karşı karşıyaydı!

O kadar söylenecek şey var ki! Ancak boğazım düğümleniyor ve o görüntü gözümün önüne her gelişinde gözlerim doluyor, işimi bırakıyor ve düşünüyorum : NE UĞRUNA?

Bunlar hep DİN, TOPRAK, PETROL, PARA… evet, bu sonradan insanların birbirilerini öldürebilmek için icat ettikleri saçma sapan terimler ve varlıklar yüzünden oluyor, küçücük çocuklar oyun oynayacaklarına; ya bombalarla öldürülüyor ya da kurtulabilenler de harabeye dönmüş evlerin yıkıntısından toza ve kana bulanmış çıkartılıyorlar!

BU MU İNSANLIK? BU MU MEDENİYET? Kusura bakmayın; eğer bu ise; ben istifa ediyorum! Tazminatımı almadan, arkama bakmadan istifa ediyorum. Sizin o lanet devletleriniz, paranız ve pulunuz batsın! Bana kuru ekmek ve su ile karnımı doyuracağım bir kuytu yeterli! Bu dünyadaki MALlar sizin olsun, bana yüreğim ve sevgim yeter.

Son söz kendisine SÜPER GÜÇ diyen aşağılık ötesi devletlere  : SÜPER GÜCÜNÜZ BATSIN, LANET OLSUN! 

Affet bizi Ümran, affet bizi çocuk!

Ali Bulut

Şişli

You may also like...

Leave a Reply

Skip to toolbar