Güle Güle Yenilmez “Adam” !

Hits: 79

Merhaba;

Bu yazımda, teknolojiden biraz ayrılıp; geçen hafta yitirdiğimiz ve aynı anda da milletçe aslında kavuştuğumuz Tarık Akan hakkında birkaç cümle yazmak istiyorum.

Bazı insanlar vardır ki; en büyük düşmanı bile olsanız, kendisine söyleyecek söz bulamazsınız, karşısında diz çöker ve teslim olursunuz. O insan ki; yaptıkları ve düşündükleri birbiri ile birebir uyumlu, hiçbir başka görünmeyen amacı olmayan bir kişiliktir. Bunun yanında, hem sanatçılığı, hem de sosyal konulardaki hassasiyeti, kendi ülkesinin geçmişine, bugününe ve geleceğine sımsıkı sarılmış ve bu şekilde düşünen bireyler yetişmesi için varını-yoğunu ortaya koyarak bir okul açmış. Evet, “Taş Mektep” böyle bir okul. Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde giden ve Türkiye sevdalısı gençler yetiştiren bir bilgi yuvası.

Muhsin Ertuğrul’daki törende konuşmaları seyrederken; birçok kez gözlerimden yaşlar geldi. İçim acıyordu. Daha tam olarak istediklerini başaramadan, ama yine de birçok kişiden daha fazla ülkesine hizmet ederek aramızdan ayrılıyordu Tarık Akan! 66 yaşındaydı.

Filmlerinden çok bahsetmeyeceğim ama; gerek Gülşen Bubikoğlu ile çevirdiği “Ah nerede, vah nerede”, gerek “Hababam Sınıfın”ndaki Damat Ferit, Gerekse Sürü, Yol, Duvar, Maden veya Kanal filmlerindeki ideolojik duruşu belli olan filmler olsun; her yaptığı işin hakkını veren biriydi O.

Silivrideki bu fotoğrafı, herşeyi ne kadar güzel anlatıyor değil mi?

tarik-akan

Herkesin tir tir titrediği ve FETÖ & AKP birlikteliğinin tavan yaptığı dönemde, O Silivri zindanlarında haksız şekilde tutsak tutulan askerlerin haklarını savunmak için barikatlarin en önünde yer alıp karşı çıkıyordu. İşte devrimcilik budur! Bize 50 tane Tarık Akan gibi insan yeterdi, tüm bu sorunlarımızın hepsini bir bir çözer ve bambaşka bir ülke haline gelebilirdik!.

Bu sabah Twitter’da Tarık Akan’ın lisede çekilmiş bir vesikalığını gördüm ve bu resmi de hafızamızda kalması, arşivde kalması için buraya ekliyorum.

cs2xtvguaaa3vv2

Çok önemli bir ayrıntıyı unuttum ! İlk kez Tarık Akan’ı, sanırım ya ilkokula ya da ortaokula gidiyordum. Anneannem Tophane’de oturuyordu, onu ziyarete gitmek en keyifli şeydi bizim için. Çünkü, ışıklar içinde uysun; anneannem; iki ayağı da kesik olmasına rağmen Kapalıçarşı’da nazar boncuğu satar, biz yanına geldiğimizde de mutlaka elimize para sıkıştırır, ama en önemlisi de kolumuzun omuz tarafına yakın bir yere,  çengelli iğne ile küçük bir nazar boncuğu takmayı ihmal etmezdi. İşte bu ziyaretlerin birinde, hemen anneannemin evinin birkaç ev yanındaki bir evde film çekildiğini duyduk. Hemen oraya koştuk. Bir de baktım; DEV gibi boyu ile Tarık Akan. Göz göze geldik, bana o bildiğimiz masum gülücüklerinden birini attı ve yanımdan geçti. Ben sadece elimi sallıyor ve hayranlıkla izliyordum. Hep televizyon ya da sinemada gördüğüm kişiyi canlı görmek bana çok ilginç gelmişti.

Cenaze günü oğullarını ve kızını görünce de çok gururlandım, onlar adına çok mutlu oldum. Heybetli ve vakur duruşları, tam da Tarık Akan’a yaraşır birer evlat olduklarının sembolü gibi, deyim yerindeyse KAPI gibi hepimizin gözü önünde duruyordu! HELAL OLSUN SİZE!

Son olarak; bu dünyadan bir Tarık Akan geçti demiyorum; bu dünya Tarık Akan’a kavuştu diyorum. Senin yolun, Atatürk’ün yoluydu, tıpkı bizim de yolumuz olduğu gibi!

Işıklar içinde uyu ve hep o masum gülüşünü bize göster.

Hoşçakal yakışıklı adam!

Mücadelemiz Hep Sürecek!

Ali Bulut

ali@alibulut.com.tr

Şişli

You may also like...

Leave a Reply

This website stores some user agent data. These data are used to provide a more personalized experience and to track your whereabouts around our website in compliance with the European General Data Protection Regulation. If you decide to opt-out of any future tracking, a cookie will be set up in your browser to remember this choice for one year. I Agree, Deny
564
Skip to toolbar